Koronavirüs Salgını Karantina Adasını Hatırlattı!

İzmir'in Urla ilçesinde bulunan Karantina Adası, günümüzde kendini yeniden hatırlattı. Tarihte salgın hastalıkların önüne geçmek amacıyla kullanılan Karantina Adası yeniden kullanılabilir mi düşüncesini oluşturdu.

ABONE OL Google News

Yaşamı birinci dereceden olumsuz etkileyen ve hayatın akışını durduran Koronavirüs, bizleri tarihin geçmiş sayfalarına götürdü. Karantina Adası! Urla’da bulunan Karantina Adası, seneler önce bir çok kişinin şehir yaşamından uzak olarak karantinaya alındığı yerdi. Osmanlı döneminde bulaşıcı hastalıkların yayılmasını engellemek amacıyla kullanılan ada, ismini de buradan almakta. Peki bize yeniden kendini hatırlatan Karantina Adası yeniden kullanılabilir mi dersiniz?



Karantina Adası’nın Hikayesi!
Türkiye’deki ve dünyadaki tek karantina adasıdır. İsmini aldığı Karantina, salgın hastalıkların önüne geçmek maksadıyla kullanılmıştı. Urla Belediyesi ve Wikipedia kaynaklarından elde edilen bilgilere göre Karantina Adası’nın hikayesi şu şekildedir.

Wikipedia
Osmanlı İmparatorluğu döneminde bulaşıcı hastalıkla mücadelede kullanılan ada, adını Fransızların 1865’te yaptığı karantina tesislerinden almıştır. 1950’lerde Deniz ve Güneş Enstitüsü, 60’larda Kemik ve Mafsal Hastalıkları Hastanesi olan tesisler, 1986’da Urla Devlet Hastanesi’ne dönüştürüldü. 10 Ekim 2014 tarihinde 150 yataklı yeni hastane binasına taşınarak hizmet vermeye devam etmektedir. Antik Klazomenai kenti kalıntılarının da bulunduğu 320 dönümlük ada, ilk kez Büyük İskender devrinde karaya bağlandı. Antik çağ bağlantıları zamanla yıkılırken 1955 yılında dolgu alanlar yapıldı. Sit kapsamındaki ada, fiilen Sağlık Bakanlığı kullanımında.

Kaynak: https://tr.wikipedia.org/wiki/Karantina_Adas%C4%B1

Urla Belediyesi
18.yy ortalarına doğru Avrupa ve Asya’da veba ve kolera başta olmak üzere pek çok salgın hastalık görülür. O dönemlerde bu hastalıklardan korunmak amacıyla tüm şehirlere giriş çıkışlar sıkı bir denetim altında tutulmakta ve bu salgın hastalıklara karşı her Türlü önlem alınmaya çalışılmaktaydı. Şehirlerde bu kadar çok önlem alınmasına karşın hastalıklar deniz ticaretinde kullanılan gemiler ve gemi personeli tarafından başka ülkelerden taşınarak, büyük salgınlara yol açar. Avrupa ülkeleri de gemilerle kendilerine ulaşan bu salgın hastalıklardan korunmak amacıyla dış ülkelerden gelen gemileri limana girmeden önce 40 gün kadar açık denizde bekletmekteydi. Daha sonra bu uygulamadan vaz geçilerek gemi personelinden hastalık şüphesi olduğu düşünülenler, yaklaşık yedi gün gözlem altında tutulduktan sonra işlerinin başına dönmesine izin verilmekteydi .Bunu uygulamak içinde hastane yerleşiminden ayrı olarak karantina denilen binalar inşaa edilir ve hastalık şüphesi taşıyanlar, diğer arkadaşlarından izole edilerek uygun bir süre buralarda tutulurlardı.Karantina sözcüğü kelime anlamı olarak İtalyanca da ayrı ve korumalı yer anlamına gelen ” Quarantine” sözcüğünden dilimize geçmiş olup, aynı anlamda kullanılmaktadır.

Buradaki karantina binaları Osmanlılar tarafından Fransızlara yaptırılmıştır. Binalar hazırlanınca sahil ve hudutlar sağlık ekipleri tarafından başlayan çalışmalar 1950 senesine kadar aralıksız olarak sürdürüldü. Karantina sistemi şu şekilde işlemekteydi. Karantina adasına yanaşan gemiden indirilen yolcular ve gerektiği durumlarda gemi personeli ilk olarak soyunma odasına alınır. Burada ilk olarak Kıyafetlerini çıkartıp özel filelerin içerisine koyarlardı. Soyunma yerindeki dönen dolap sistemiyle odanın diğer tarafında bulunan görevli bu kıyafetleri alarak 360 derece dönen ve sıcak hava içeren dolaplara yerleştirip dezenfeksiyon işlemine başlardı. Sadece peştemal ve takunya giyen yolcular özel duş odalarına alınır, burada sabunla ve özel dezenfektanlarla duş yaptırılırdı. Giyinen yolcular doktor muayenesinden geçtikten sonra sağlam olanlar yollarına devam eder hasta olanlar ise tedavi edilmek amacıyla özel bölmelerde kontrol altında tutulurlardı.

Bu sırada vefat etmeleri durumunda ise özel olarak sönmüş kireç dökülmüş olan mezarlara ve mümkün olduğunca derine gömülerek izole edilmeye çalışılırdı. Eşyaların mikroplardan arındırılması sırasında kıyafetler 120 derecede buharla sterilize edildiği için ıslanmıyor ve yolcuların tekrar giyilmesine olanak veriliyordu. Yolcuların kıyafetleri bu sterilizasyon sırasında ipekli ve normal olarak ikiye ayrılır. İpekli olanların zarar görmemesi için ayrı ve özel olarak bu işleme tabi tutulurdu.

Kaynak: http://www.urla.bel.tr/Urla/2/urla-karantina-adasi

YORUMLAR

En az 10 karakter gerekli
İzmir Son Dakika'e üye olun

Zaten üye misiniz ? Buraya tıklayarak Üye girişi sağlayabilirsiniz.

İzmir Son Dakika'e giriş yapın

Henüz üye değil misiniz ? Buraya tıklayarak Üye olabilirsiniz.

Haber gönderim sistemimize hoş geldiniz

Galeri Alanı

828 x 470